Annem, kaynanam ve kızımla "tatil"



Ebeveynliğimizin 2. senesini geride bıraktığımız şu günlerde saman altından su yürütmeyi de yavaş yavaş öğrenir hale geliyoruz. Misal "çocuğu bir aile büyüğüne kakışlayıp kafanı dinlemek" konusunda gemi azıya almış vaziyetteyiz. Almanya'dayken babanne ve dedeye bırakıp, eller havaya, gece çıkmalar, Türkiye'deyken anane ve dedeye bırakıp arkadaşlarla buluşmalar derkeeeen, günün birinde koca bir yaz tatilinde çocuğu aile büyüklerine kargolayıp "hiç bitmeyecekmiş gibi bir yaz" geçirmek amacıyla, ilk denememizi gerçekleştirmeye karar verdik. Verdik de ne oldu, evdeki hesap çarşıya uydu mu, HAYIR.

Bu yazı 2 büyükanne ve 2 büyükbabanın beraberce 1 adet torunla nasıl başa çıkamadıklarının hikayesidir. Neden böyle oldu peki?! Çünkü "Türk büyükannesi VS. Alman büyükannesi" neymiş, öğrendik.


Türk büyükannesi ve dedesi ne kadar "olayın tam merkezinde, içinin de içinde" ise, Alman büyükannesi ve dedesi o kadar "dış kapının dış mandalı" halindeydi. Ben zaten daha bavulu hazırlarken Beyaz Atlı Prens'e "bak senin annen benim annem özledi ayıp olmasın şimdi almayayım kucağıma der, benimki de aklını üstün hizmet, aşırı misafirperverlikle bozar, bu kız yine bizim başımıza kalır" dediydim. İşte ne oldu, aynen! Kayınvalidemle pederim Maya'yı toplam 3 defa falan kucaklamışlardır, onun dışında kendileri bizzat benim hayallerim olan deniz kumsal kitap okuma üçgeninde muhteşem bir tatil geçirip "oh la la burası cennet, bu falezlere kurulan güzel ev, bu turkuaz deniz, bu kirazlar.." falan diye diye döndüler memleketlerine.. "Maya nerde?" desek "Maya kim?" diyecekler..

Ama vallahi annemle babama da bir altın madalya, bir takdirname, bir maşallah falan takmak istiyorum, o nasıl bir misafirperverlikti yahu, kendilerini aşmışlar bizimkiler. Özellikle de yemek konusunda. Vallahi tatil öncesi bikini rejimindeydim 48.5kg gitmiştim, fıstık gibi pozlar verecektim sizlere ama annem sabah ayrı akşam ayrı ziyafet çekti (öğlen yemedik artık), evdeysek Halil İbrahim sofrası, dışarda köy kahvaltıları, limanda balıklar. 49.6kg döndüm (hayatımda ilk defa bir deniz tatilinden kilo alarak dönüyorum). O karikatürdeki gibi "nası yedik ama!". Bir de Ramazan ayı yahu, utanmaz arlanmazlar...! Babam hepimizin yerine oruçluydu yazık, cennetlik adam, kayınlara biraları almış asker gibi dizmiş buzdolabına. Önüne geçip bir de "ay baba kusura bakma, sana da ayıp oluyor ama" diye diye yedik yani pes. Son gün bir de mangal yaktırdık adamcağıza, balkonda denize karşı efil efil. Orucun son saatlerinde köfteleri yelpazelettik (ama kimseninki de babamın mangal köftesi gibi olmuyor). Cehennemde aynen o köfteler gibi yanacağız diyeceğim ama yanan da sadece sap gibi ben olacağım, eşim ve ailesi protestan hıristiyan, malum cehenneme inanmıyorlar.

Yani anlayacağınız, bizimkiler tipik Türk "yemeyelim yedirelim, eylenmeyelim eyleyelim" mantığındalar, misafirperverlik alanında saçlarını süpürge etmekten perişan oldular. Ötekiler de tam Alman, "yiyelim, eylenelim" mantığındalar (ay aynen sado-mazoşist bir ilişki aslında, alan memnun veren memnun, ben ortada tek başıma hassasiyet yapıyorum sanki manyak mıyım neyim). Zaten erkekler doğaları gereği gayet rahat tipler; eşim babam, kayınpederim "doğal mutlu". Annemle kaynanam birbirlerine karşı kibarlıktan kırılıyorlar. Maya şımarıklıktan coşmuş. Ben de kitap okudum vallahi yahu, sevgilimle ikidebir de kendimize zaman ayırabildik ayol. Yani düşününce, bundan iyisi can sağlığı.. Deniz de muhteşemdi ya, günde 2 defa girdim, kulaç kulaç kucaklaştım (bak bi ona doyamadım..)

Aslında dinlendik de diyebilirim bu cümbüşte, en azından uyuduk bol bol. Hatta dediğim gibi bizim Almanlar pek memnun kaldılar, eşim "ya bu aileyle tatil olayı aslında güzel bişeymiş, kışın hepberaber Seyşeller'e mi gitsek" dedi yahu! İşin garibi fena da fikir değil sanki.. Ay neyse, özetle, annem, kaynanam ve kızımla tatil tahminimden çok daha güzel ve rahat geçti itiraf edeyim. Ben kendim kasılmışım aslında herkes "yazlık yer" mantığında rahattı (ve evet sevgili J. kayınvalidemi ailecek çırılçıplak gördük, evde, plajda, yanlışlıkla tuvalette falan, ne ararsan var.. İçine doğmuş! (ya da Almanların çıplaklık konusundaki rahatlığı diyeyim..) ne diyeyim..)

Yine de evim evim güzel evim, bulutlu hafif yağmurlu güzel Münih'im.. Tekrar hoşbulduk.

Paylaş:  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyete Sözler sayfamızı sizler için hazırladık.
Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, Aşk Sözleri, Dini Sözler, Özlü Sözler ve Ünlü Sözleri şeklinde derlenmiştir.
Bazı sözler de hatalarımız var ise affola ve sizlerde bu hataları görürseniz lütfen bilgi vermekten çekinmeyiniz.

Güzel Sözler Mesajlar

Makaleler

En Güzel Mesajlar

Aşk Sözleri