Bakıcı mı, kreş mi?



1 aydır işe geri döndüm dostlar, tam oturmadan yazmak istemedim. İlk aşamada Ocak ayı sonuna dek Maya'yı babannesine bırakarak haftada 1 gün 2 saatlik terapi grubumu yöneteceğim, 1,5 saat de yol, 3,5 saat ayrıyız. Maya ayrılığa bu şekilde iyi tepki vermeye devam ederse, ben de dozu yavaş yavaş arttıracağım. Fakat sadece 2 saat grup terapisi yaptığım halde, grubun hazırlanması ve raporlamaya da kafadan bir 3-4 saat gidiyor yani toplamda 6-7 saatlik bir iş yüküm oluyor. Maya uyurken yapılmayacak iş değil ama Maya uyumazken o kadar aktif ki (1.5 yaş çocuğuna oyun ve aktivite uydurma, zamanı verimli doldurma konusunda yazdım burada) o uyurken sadece sessizliği dinlemek, tavana bakmak, yaseminli yeşil çay içmek falan gibi aktiviteler varken elim rapora gitmiyor. Elf kayınvalideme zaten hiç girmeyeyim, kendisi güzellik bakımları, sosyal aktiviteleri arasında Maya'ya çarşamba sabahları 8 ila 11 arası dışında kat-i surette zaman ayıramıyordu (başına bir de iş günüm eklendi), ben hala çarşambaları spora koşmak istiyorum, spor yoksa deliririm gibime geliyor. E geceler ve haftasonu da Beyaz Atlı Prens aşk bekler, o beklemese ben ondan beklerim, rapor aklıma gelmez. Eeee, hani rapor? Dağa kaçtı, dağ ne oldu? Yandı bitti kül oldu.

Şimdi benim teyzeciğimin bir lafı vardır; en kötü kreş, en iyi bebek bakıcısından iyidir diye. Ben buna inanıyorum çünkü tek bir kişiye yüklenen sorumluluk, insan hatasına çok açık oluyor. Bir de bunun kötü niyeti var, çocuk istismarı var, Allah korusun yani ama var da var.. İnsan korkuyor. Özellikle benimki gibi operalara layık sesiyle ağladı mı susmak bilmediği zaman sabrımı zorlayan, dışımdan renk vermeden içimden saydırdığım bir alem çocuk olunca, insan "kan bağı olmasa bu çocuk bakanın elinde kalır vallahi" diye de ekstra korkuyor. O nedenle 1.5 senedir bakıcıya sıcak bakmıyordum. Tabii ki kreşlerin de rezillikte diz boyunu aşmış olanları çıkıyor maalesef ama yine de kreşte en azından daha fazla çocuk, daha fazla çalışan ve dolayısıyla daha işlevsel bir kontrol /denetleme mekanizması var. Ya da öyle olduğuna inanıyoruz, umud ediyoruz. Hem de sosyo-psikolojik açıdan gelişimlerinin daha hızlı ilerleyeceği bilinen bir gerçek. Ama yine de Maya'yı kreşe yollayamıyorum çünkü hem haftanın 1-2 günü çocuk kabul eden kreş yok (en az 3 tam gün şartı var çoğunun), hem de işin maddi tarafı bizi gerçekten zorlayacak. Bu nedenle, Maya'ya babannesi, o uygun olmadığında da bakıcı baksın şimdilik dedik.

Son bir iki haftadır öğrenmeye çalıştığım bu bakıcı konusu. İncik cincik araştırdım, soruşturdum, iç güdülerimi dinledim veeeee.. Dakika bir gol bir, şu an bir bebek bakıcımız var! Tam bir acemi anne modeli olarak, ilk gördüğüm bakıcıya bayılmış, amanın bu nasıl da güzel bir şeymiş diyerek kızı "bağlamış" bulunuyorum. Kız tabii ki mükemmel değil, hatta büyük ihtimalle iyi bile değil ama ben mutluyum, Maya mutlu, daha ne!?

Bakıcımız 20 yaşında, Avustralya'lı, 5 çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu, konservatuarda bale öğrencisi. Bildiğiniz internetten buldum (yuh). Referansları var ama bakmadım (yuh iki) çünkü referans en kolay uydurulabilen şey, bir arkadaşı ayarlarsın x kişisi gibi konuşuverir telefonda, seni över de över. Önemli olan benim gözlemim, Maya'nın kızla ilişkisi.. İnsan anlıyor zaten, yumuşak biri mi, eğlenceli mi, oyun yaratabiliyor mu, kriz anında kontrolü nasıl sağlıyor. Bir de elzem sorular var; kaç yaşındaki çocuklara bakmış, deneyimi nasıl, ilkyardım bilgisi var mı, ne kadar esnek, ne kadar kuralcı falan.. Ama özette: gözlem, gözlem, gözlem. Hani diyeceksiniz, sen ordayken başka, sen yokken başka davranmaz mı, tabii ama yine de ufak tefek hareketlerde bile kişilik özelliklerini insan açık ediyor. Bir de psikoloji eğitimi ve terapi tecrübem var tabii, bazı mimik ve hareketlerden anlıyorum ben niyetleri artık (insan sarrafı değilim ama bazı nöropsikolojik tepkiler aynı oluyor her insanda).

Bakıcımız saatine 10 euro alıyor, 5 Euro da yol parası. Haftada 1 gün 2 saat gelse (25 Euro), o bile yeter bana. Ben iç odada oturup raporumu yazarım, hazırlığımı yaparım, onlar oynar dedim. İlk seans güzel gitti. Maya yorgun değildi, neşeliydi, ikisi birbirini sevdiler. Kız yumuşak, sakin, aslında çok girişken ve hareketli bir insan değil ama ben de ön büro hostesi aramıyorum sonuçta. Baktım sakin sakin oynadılar 2 saat. Maya giderken kıza sarıldı, öptü, taaa merdiven sonuna kadar el salladı falan. Üstelik malum bizim kız pek yemez içmez'gillerden, buna rağmen tüm yemeğini yedi ve bir de muz götürdü üstüne (yuh). E daha ne olsun, biraz daha anlatsam benden iyi anne olmuş diyeceksiniz ;)

Şimdi önümüzdeki adım kızla Maya'yı tek başına bırakmak. İşte bu biraz düşündürüyor beni.. Ya ağlarsa, ya kız kendini kaybederse ve iki sarsıverirse, bu yaşta dili de yok anlatamaz.. Evde video kayıt sistemi olması bir çözüm tabii ama her odaya mı kurayım, o da biraz paranoyaklık. Bir de video olunca insan ilişkileri ister istemez yapaylaşıyor, videoya süper bakıcıyı oynayacağım derken çocuğu gözden kaçırma da var.. İşte bu paranoyamı da çözebilirsem sanırım bakıcı işi tamamdır.

İlgilenenler için, iyi bakıcı nasıl seçilir konusunda şurada ve şurada iki güzel yazı okudum, tavsiye ederim.


Paylaş:  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyete Sözler sayfamızı sizler için hazırladık.
Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, Aşk Sözleri, Dini Sözler, Özlü Sözler ve Ünlü Sözleri şeklinde derlenmiştir.
Bazı sözler de hatalarımız var ise affola ve sizlerde bu hataları görürseniz lütfen bilgi vermekten çekinmeyiniz.

Güzel Sözler Mesajlar

Makaleler

En Güzel Mesajlar

Aşk Sözleri