Çocuk modeller ve güzellik kavramı



Dün sabah biz "ana-kız" yine bahar sarhoşu, enerji bombası, ağaçlara sarılası-öpesi uyandık. Yine sırf çiçekler için (!) süslenesim geldi. Bu sefer bu çılgınlığıma Maya'yı da ortak ettim. Böyle ana-kız süslendik, püslendik, efil efil elbiseler, sosis ayaklara bantlı ayakkabılar, üç tel saça çiçekli bantlar, bahar kadar canlı renkler falan. Doğayla buluşacağız ne de olsa!

Çıktık, önce evimize çok yakın olan kanal boyunca yürüdük, ordan "eski orta-çağ şatosu, yeni restoran ve açıkhava oda tiyatrosu" olan kaleye, önünde kuğular olan gölete yürüdük. Maya her köpek gördüğünde sevinçten çığlık atıyor, etrafta bülbüller ötüyor, sincaplar zıplıyor, çocuklar koşturuyor, 90'lık nineler bisiklete biniyor (normal bu) derken, aklıma köşedeki fırından üzümlü ve fındıklı paskalya poğaçası almak düştü. Böyle şık şıkırdım fırına girdik, medeni Batı Avrupalı vatandaşlar arasında ekmeklere elleşmeden medeni medeni sıramızı bekliyoruz.

Arkamda bir sevimlilikler, bir şekerlemeler falan oluyor, dedim heralde yaşlı bir amca Maya ile oynuyor. Gözüm tek tek azalmakta olan ekmeklerde ya, fazla bakmadım arkama. Burda çocukları dokunmadan sevdikleri için içim rahat. O da ne? Hiç olmayacak şey, insanların gözlerinin bile birbirine değmemesi için uğraştıkları bu toplumda biri arkadan omzumu dürttü! Benim yaşlı amca sandığım adam böyle tepeden tırnağa marka giyinmiş, güneş gözlükleri, saçları, dişleri falan papıl parıl parlayan 40'lı yaşlarda bi tip! Adam "Çocuğunuzun ne kadar güzel olduğunun farkında mısınız?" dedi bana.. Hönk? İyi de kardeşim, bir kere, tüm analar için çocukları hatta gördükleri tüm çocuklar istisnasız güzeldir. Kuzguna yavrusu anka kuşu gözükürmüş. Sağol dedim ve deli midir nedir diye düşünerek paskalya çöreklerini izlemeye geri döneyazdım. Adam yine dürttü, bir de cebinden bir kart çıkartmış "Bayan, bakın ben x ajansının sahibiyim, çocuğunuz y firması için tam aradığım yüz, lütfen birkaç dakikanızı ayırır mısınız?" diyor. Ayol sapık mıdır nedir derken, hakikaten adam ciddi galiba çünkü x ajansını da y firmasını da ben (nam-ı diğer sağır sultan) bile biliyorum evet.. Yine de gözüm paskalya çöreklerinde, yarım kulakla dinliyorum adamı. Adam konuştukça ve paskalya çörekleri tek tek azaldıkça içimi bir sıkıntı kapladı. X firması şöyle nezihmiş, çocuklar şöyle mutluymuş, böyle çocuk odaklı çekim teknikleri varmış, çocuğum böyle çok para kazanacakmış, şöyle ünlü olacakmış, uzun soluklu çalışma garantisi varmış, dır dır dır.

Yok kardeşim sağol almayayım. Ben efendi efendi paskalya çöreğimi alayım, çıkayım bi zahmet. Sen kendi yoluna ben kendi yoluma. Kusura bakma Maya, sana fikrini soran olmadı ama yok yani; mankenlik mi, bu yaşta mı, eksik kalsın.. Little Miss Sunshine filmini izledik bin şükür, almayalım çocuk mankenin dramını.. Adamdan koşar adımlarla uzaklaştım (ve evet üzümlü paskalya çöreğini de koltuğumun altına kıstırdım bu arada).

Velhasıl eve gelince beni bir düşünce sardı. Bizim kız güzel mi, değil mi diye düşünmemiştim hiç. Her çocuk kadar güzel bence. Önemli olan içinin, bahtının güzelliği.. Belki tüm bebelerin sarı ve maviş olduğu bu ülkede koca koca açtığı gri ela mavi ne renk olduğunu hala anlayamadığımız gözleri ve kahve rengi saçlarıyla farklı olduğu için göze batıyor. Lakin; daha 10 aylık bir çocuğa "aradığım yüz" diye yaklaşmak nedir? Anası babası biraz yollu olsa, çocuğun yaşayacaklarını düşününce benim içim daralıyor..

Çocuğa sormadan alınan yaşam kararları.. O minicik yavrunun gözlerine flaşlar patlatılması ya da annesiyle sarmaş dolaş uyuması gereken saatte üzerine giydirilmiş saçma sapan kokoş kokoş elbiselerle, saçına ve cildine sürülen bilimum kimyasalla kuşatılmış olması bence düpedüz çocuk istismarıdır.. Daha önce de yazmıştım, çocukların izni alınmadan sosyal medyada fotoğraflarının paylaşılmasına bile karşı olan insanlar var. Neyi paylaştığınıza dikkat edin, ilerde bu fotoğraflar çocuğunuza zarar verebilir diyorlar. Okul çağında bu nedenle zorbalık davranışına maruz kalanlar, ergenlik döneminde sosyal izolasyon ve sorunlar yaşayanlar hakkındaki haberleri okuyor, duyuyoruz (buradan ve buradan mesela). Bir de facebook nazarı denen bir hadise varmış, biraz komik ve saçmasapan birşey bana göre ama birçok insan buna da inanıyor. Hani eskiden reklam filmlerinde oynayan çocukların üzerine kaynar su dökülmesi, hasta olmaları falan gibi haberler çıkardı ya, biraz öyle birşey bu bence. Ama yine de itiraf edeyim, ben de genellikle sosyal medyada çocuk fotoğrafı paylaşmayanlardanım ama benim asıl derdim sanal hırsızlık, çocuk pornosu falan..

Öte yandan bir de bu "güzelsen mutlusun" mantığıyla gidildiğinde, o çocuk ilerde ergenlik döneminde türlü beden algısı sorunları, yeme bozuklukları, başkasının koyduğu kriterlere göre yaşama kaynaklı sosyal kimlik bunalımları yaşamaz mı, yaşar.. Üstelik "güzel" damgasını yemek aslında ağır birşeydir. "Sen çocukken çok güzeldin" lafını ben hayatım boyunca çok duydum ve "ee şimdi çirkinim mi yani?" diye düşündüm hep. Ne gereksiz bir iltifat.. Güzellik nedir sonra, her 10 senede bir değişiyor güzelin tanımı. Bir bakıyorsun kaşlar kalın, bir bakıyorsun düz saç, bir bakıyorsun minyon beden, bir bakıyorsun 1.75 boyun altı çirkinmiş.. Oysa güzellik bir bakıştır, bir gülüştür, bir canlılık bir neşedir bence.. Enerjidir güzellik. Bunları öğretmeliyiz çocuklarımıza. Bedenin güzelliğine kanmamayı, ruhun güzelliğine bakmayı ve her bedende bir güzellik görmeyi.. Çünkü güzel bakan ve güzeli gören, her koşulda mutlu olabilir diye düşünüyorum.

Paylaş:  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyete Sözler sayfamızı sizler için hazırladık.
Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, Aşk Sözleri, Dini Sözler, Özlü Sözler ve Ünlü Sözleri şeklinde derlenmiştir.
Bazı sözler de hatalarımız var ise affola ve sizlerde bu hataları görürseniz lütfen bilgi vermekten çekinmeyiniz.

Güzel Sözler Mesajlar

Makaleler

En Güzel Mesajlar

Aşk Sözleri