Sevgili Okur...!



Sevgili okur, sayımız çok arttı, binleri bulduk.. Bundan gurur duyuyorum ama bir yandan da performans anksiyetesi yaşamaya başladım. Hani derler ya, çok takipçisi olan bloğun samimiyeti bitiyor, ticari bir hal alıyor diye. Ondan korkuyorum, kendim olamamaktan korkuyorum..

Dğn akşam beni çok etkileyen ve üzen iki olay yaşadım ve ben kendi kendime yazıyorum falan sanarken aslında bloğun sizlerin hayatına ne kadar etki ettiğini fark ettim.. O nedenle bu mektubu yazıyorum sana, sevgili okur!

Dün Maya'yı güç bela uyutup salona döndüğümde telefonumda bir mesaj buldum, diyordu ki "Ceren ben çok kötüyüm, son yazdığın yazıyı okudum, iyice moralim bozuldu, lütfen konuşalım". Sırtımdan aşağı soğuk bir ter boşandı o an. Birinin, dahası bir annenin moralini bozan bir yazı yazmıştım ben! Asla istemediğim bir duruma düşmüştüm, insanları kalemimle yaralamıştım.. Bir cümlem, bardağın üstündeki son damla olmuştu bir anne için: kreşe erken göndermenin sakıncaları... Bu anne kızını kreşe erken gönderdiğini ve bu nedenle onun gelişimini olumsuz etkilediğini düşünmüş, kendini "yetersiz ve kötü anne" hissetmişti!

Üstelik bu da değil, bir de email almıştım, aynı şekilde "ya ben çocuğumla hiç oynamıyorum, işten geliyorum çok yorgun oluyorum 2 saatim var çocukla, o bile bana fazla geliyor, bir an önce yatsın diye bakıyorum. Haftasonu da devamlı dışarı çıkarıyorum ya da annem yakın oturduğu için ona götürüyorum, ben kendimi çok kötü hissettim, sen gerçekten bu kadar oynuyor musun?" demişti bir dost-okurum.. Onu da yetersiz, eksik ve hatta suçlu hissettirmiştim!

Sonra baktım yorumlar arasında buna benzer "ay biz öyle zeka geliştirici oyun oynamıyoruz, bizim oyunlarımız birebir konuşmak, dünyayı tanıtmak, yoksa çocuğumuzu ihmal mi ediyoruz?" yazanlar olmuş, yaptıkları "dünyayı tanıtma" işi aslında 0-3 yaşın temel görevi olduğu halde, hep bunu savunduğum, zekayı geliştirmenin tek yolu budur dediğim halde, bunu yapan anneleri endişelendirmiş ve yetersiz hissettirmişim!

Sonra alıcı gözle bloğa baktım. Ben kendim bir "kişisel gelişim" döneminden geçiyorum sevgili arkadaşlar. Kızımın sorunlarını biliyorsunuz, üstüne kendi sorunlarım da var (yurtdışında ne kadar sosyal kelebek olsam da yalnızım işte, kariyerimin en güçlü noktasında sadece yarı zamanlı çalışıyorum, işimi layıkıyla yapamıyorum, eşim yabancı bazen çok çatışan bir doğu batı kültürü içinde buluyoruz ilişkimizi vs vs) dolayısıyla ben yaş 35 yolun yarısı krizindeyim biraz.. Kendimi daha iyi bir insan yapmaya çalışıyorum, çocuğuma hep burda yazdığım "örnek davranış içinde olmaya, onun ideali görmesine, dünyaya iyi bakarsa ilerde de iyileri göreceği için.. inanılmaz bir uğraş vererek" çalışıyorum ve tabii ki dünya ideal değil, insanlar berbat.. Tabii ki kendi içimde çok ciddi çelişkilerim var, iniş çıkışlarım, arkada yatan bir depresyonum var. Ve bunlarla tek mücadele yöntemim okumak, aktif uğraşmak, bu kişisel gelişim nanesine 2 sene önce gülerken aslında kendimi en odağına yerleştirmeye çalışmak.. Bir uğraş edin! dediler, kişisel gelişim uğraşı edindim.

O nedenle bu sıra kişisel gelişime, ideale yaklaşmaya çalışan yazılara vakit ve zaman ayırıyorum. Fakat gel gör ki, bloğa bir baktım, başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Sanki bir annelik gurusuymuşum gibi bir gurur, sanki doğru olan benmişim, benim doğrularım evrenselmiş gibi bir küstahlık, devamlı bir "öğreTEN" annelik, ay hiç istemediğim şeyleri gördüm bloğun son zamanlarında..

Dengeyi tutturmak için kızımın 2 yaş krizlerini, ne kadar salak bi ana olduğumu falan da yazmışım ama onlar öyle iğreti durmuş bu "süper anne oluyoruz, bir iki üüüç" akımı içinde.

Arkadaşlar özür dilerim.

Niyetim kimseyi yetersiz hissettirmek değil. Benim kızım 2 yaş 3 aylık kreşe gitti diye siz erken giden çocuklarınıza karşı mahçup olmamalısınız, hala kreşe gitmediği için korkmamalısınız. Kreş zaten iş gibi okul gibi değil ki.. Vallahi Almanya'da kreşte bi numara yok, çocuklar sadece oyun oynuyor, totoları temizleniyor ve ağızlarından içeri benim evden daha sağlıklı olduğunu umduğum birkaç gıda parçası giriyor. Tüm numara budur. Ayrıca benim de çok yakın arkadaşlarım var çocuğu daha 4,5 aylıkken kreşe başlayan. İnanın bu çocuk da psikopat olmadı, gayet tatlıi sevimli bir oğlan oldu. Yani hepimizin şartları farklı, ayrıca çalışmıyorsunuz diye de evde çocuk bakmak zorunda asla değilsiniz yahu.. Çalışmasanız da evde çocukla 24 saat özellikle bir noktadan sonra çok zor, gerçekten tükeniyor insan. Siz de insansınız makine değilsiniz, kaldı ki çocuktan "kurtulmak" değil derdiniz, az biraz soluk almak!

Sonra tüm o aktivitedir, montessoridir, waldorftur.. Yahu bunların aslı nedir? Çocuğa "gerçekçi" bir dünya görüşü kazandırmak! Yani 5 duyusunu gün içinde dengeli kullanması, sadece gözünü dikip tv izlemek yerine, eşyalara dokunması, bazılarını tatması, koklaması, doğanın seslerini, evdeki işlerin seslerini, insanların seslerini tanıması.. Vallahi budur bizim 0-3 yaş için yapmamız gereken TEK şey. Yoksa al kağıtları önüne çocuğa 4 işlem öğret, yaparsın! Vallahi yaparsın, inanılmaz bir hazine bunlar ve sen kafayı sadece bu işe takarsan yaparsın. Ama yaptığın nedir; zamanından önce çocuğu bilgiye boğmak ve asıl eğitim zamanı geldiğinde sıkılmış, bıkmış bir çocuk..

Hiç düşündünüz mü anaokulu neden 3 yaşında başlar, ilkokul neden 6 yaşında başlar? Çünkü eğitimin bir zamanı vardır. Yoksa ana babalara kalsa 2 yaşında artık çocuğa yetemediğimizi, zaten süperzeka olan yavrumuzun illa ki bir eğitim kurumuna başlatılması gerektiğini düşünmeyen bulamazsınız! Ama 0-3 yaş bebektir arkadaşlar, çocuk bile değildir daha.. Vaktinden önce zorlamayın ne olur.. Benim Maya ile yaptığım aktiviteler de eğitim değil, inanın bazen bir kaptan bir düğme alıyor, diğer kaba boşaltıyor ve bunu 1 saat yapıyor! Hani psikolog olduğum için yusuflamam lazım anormal bu diye ama değil! Çocuğun bildiği, o hareketten öğrendiği birşey var ve biz bunu göremeyebiliriz. Bir şey çalışıyor o an beyninde.. Bırakın bu anlamsızlıktan anlam bulsun.

Ya diyeceğim şudur, özür dilerim. Kimseye birşey öğretmek haddime değil. Ben bu bloğu vallahi samimiyetle aslında kendime yazıyorum. Bir iz kalsın istiyorum. Bazen verdiğim linkler oluyor ya, onların tamamını tekrar açıyorum, okuyorum, aramadan kolayca bulayım diye yazmış oluyorum.. Yani bir nevi not defterim, telefon rehberim falan bu blog benim.

Ha mükemmelliyetçiliğe gelelim.. Hakikaten bu benim sorunum. ben gereğinden çok okuyor ve eşimin sıkça söylediği gibi hayatı kendime karmaşık hale getiriyor, problemlerimin çocuğu kendim yoktan yaratıyorum. Her konuda süper olmak değil derdim ama yaptığım üzerine sorumluluk aldığım bir işi en iyi şekilde yapma takıntım var, doğru.. Yoksa ne oluyor, kendimi yetersiz ve suçlu hissediyorum. Neden? Çünkü bu şekilde yetiştirildim, karşıma çıkan hayat öğretmenleri bunu söyledi. Dolayısıyla kendimle derdim büyük. Ha bu noktada çok yanlış noktadayım, haklısınız. O yüzden kişisel gelişime kafayı taktım zaten. Yavaşlamaya, olayları akışına bırakmaya ve kabullenmeyi öğrenmeye çalışıyorum. O yüzden bunları yazıyorum hep.. Demek istediğim "siz de bu yolda yürüyün" değil asla.. Bu yol benim yolum ama binlerce yol var güzele giden..

Kısaca, hakikaten üzüldüm ve özür dilerim sizleri kötü hissettirdiğim için. Amacım asla bu değildi, asla mükemmellik gösterisi değildi, asla "my way or highway" değildi. Ama bu şekilde bir hava olmuş blogda gerçekten de.. Bundan sonra daha dikkatli olmaya çalışacağım ve kendim öğrenen anne olurken size öğreten anne olmamaya çalışacağım.

4-5 gün ufak bir tatile çıkıyoruz ailecek. Bu vesileyle "dijital oruç" tutuyor olacağım. Bu fırsatı değerlendirip "öğrenirken öğretme kibiri"ni nasıl yeneceğimi düşüneyim. Sahalara daha içten, samimi döneyim olur mu?

Hamiş: Bir de bonus size, yukarıdaki mürekkep lekesinde ne görüyorsunuz? Bu gördükleriniz iç ruhunuz, endişe ve dertleriniz yani kısaca beyniniz size haber vermeden ne üzerinde çalışıyor anlamanın en güzel yollarından biri.. Bu parça özellikle beni çok düşündürüyor, öyle yukarıya koyayım, belki düşünmek, benim gibi kendini kendi içinden görmek isteyenler vardır diye düşündüm..

Paylaş:  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyete Sözler sayfamızı sizler için hazırladık.
Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, Aşk Sözleri, Dini Sözler, Özlü Sözler ve Ünlü Sözleri şeklinde derlenmiştir.
Bazı sözler de hatalarımız var ise affola ve sizlerde bu hataları görürseniz lütfen bilgi vermekten çekinmeyiniz.

Güzel Sözler Mesajlar

Makaleler

En Güzel Mesajlar

Aşk Sözleri