Sevgiyle boğmadan sevebilmek



Bir önceki yazımda; çocuğa aşırı sevgi vermenin, onun psikososyal gelişimine olumsuz getirilerinden bahsetmiştim. Özetle; çocuğu sevgiyle boğmak, onun ebeveyni değil de arkadaşı gibi davranmak, onun özgür bir birey olduğunu kabul etmenin ötesinde onu bir çocuk gibi değil de yetişkin gibi düşünerek yaşından büyük bir olgunluk beklemek, özdenetim becerisini geliştireceğiz derken, ondan kendi mükemmelliyetçiliğimize eş değer bir gelişim beklemek, onu ilerde bizim bir adım ilerimizde olmaya koşullandırmak, kısacası kaygı duymasına neden olmak anlamına gelebiliyor. Peki; çocuğa sevgimizi dolu dolu verirken, onu kısıtlamamayı, korkutmamayı, kendi değerlerimizi empoze etmeden onun seçimlerinde özgür olabilmesini sağlamayı nasıl başarabiliriz?

Üç adımda:

1. Kendi yaşam sevgimizle, yaşam heyecanımızla ona örnek olarak.
Yani, en başta biz birey olarak yaşamı, yaşamımızı sevmeliyiz. Seçtiğimiz yolların arkasında durmalı, yürüdüğümüz yoldan memnun değilsek de yeni seçeneklere açık olmalı, yaşamın her saniyesini doya doya yaşamalı, keyif almalıyız. Bu o kadar zor değil. Hayat toz pembe değil ve herkesin kendi şartlarına göre yaşam zorlukları var. Fakat bulunduğumuz noktada sahip olduklarımızın değerini görmeli, bunlar için şükretmeyi bilmeliyiz. Yaşamı beş duyumuzla, duygularımızı bastırmadan, başkaları için değil, kendimiz için yaşamalıyız. Mesleğimizi, ev dışında çalışmıyorsak hobilerimizi ve ürettiklerimizi, yetiştirdiklerimizi sevgiyle, heyecanla yapmalıyız. Bulunduğumuz noktadan memnun değilsek, pasif yakınmalar yerine aktif değişimlere yönelmeliyiz. Bir ebeveynin çocuğuna verebileceği en önemli değer yaşam sevgisi ve evrenin tüm canlılarına yönelik eşit bir etik anlayışıdır bence, gerisi bunların üzerine inşa olur.. Bizi etkin, üretken, sevgi odaklı ve etik değerlere sahip gören çocuk, yaşama dair olumlu bir bakış açıcına sahip olur, başarısızlıklardan korkmaz, değişime ve farklılıklara açık, esnek bir insan olur. Dolayısıyla hangi yolu seçerse seçsin, kendi adımlarını korkusuzca atar, takıldığı noktalarda yardımsız kararlar alır ve uygular.

2. Farklı yaşam yollarının, farklı seçimlerin de insanı mutluluğa ve doyuma götürebileceğini göstererek.
Kendi seçtiğimiz yolların daima doğru yollar olmadığını, yaşamda bir çok rengin bulunduğunu, farklı düşünceler, farklı inançlar olduğunu çocuğa göstermeliyiz. Bizim sosyo ekonomik düzeyimizden çok daha düşük şartlarda yaşayan, yine de mutlu olabilen insanları görmek, onun mutluluğu parayla ilişkilendirmesini, mesela yemek yediğimiz yerdeki bir garsona ya da evimizi temizleyen bir çalışana saygılı davranmamız, onun statü farklarının insani değerleri etkilemediğini anlamasına, sanatçı ile doktorun ya da garson ile işadamının hümanizm ortak paydasında eşit olduğunu öğrenmesine yarar. Bir şekilde ilerde mesleğe ve eğitime bağlı sosyal statü edinemezse bile, yaşamından doyum alabilmesi, kendi içinde mutlu olabilmesi için bu önemlidir. Tüm dünya hümanist olmasa, toplumsal kast kuralları çok güçlü olsa bile, insan nasıl gözle bakarsa karşısındakinin de kendisine o şekilde baktığını duyumsar, önemli olan kendine güvenmek, durumuyla başırık olabilmektir çünkü.

3. Sevgiyi aşırı vermek yerine, koşulsuz vermeyi öğrenerek.
Bir insana aşırı sevgi vermek korkutucudur; çünkü hem siz bu sevginin sınırlarını belirleyemez, bu kadar büyük bir sevgiyle ne yapacağınızı bilemez ve kuralsız ve sınırsız bir sevgiyle kaybolabilirsiniz, hem de bu kadar büyük bir sevgiyi alan kişi, bu sevginin karşılığını vermeye çalışırken çok büyük hatalar yapabilir ve kendi duygularını, kendi hedeflerini sırf sizin sevginizi eşitlemek adına hiçe saymaz zorunda kalabilir. Onu karnesi pekiyilerle dolu geldiğinde, spor müsabakasında başarı kazandığında, güzel bir pasta yaptığında, odasını topladığında ya da o gün huysuzluk yapmayıp ağlamadan yatağa gittiğinde sevmek kolaydır. Ama siz onu ağlarken, yerlerde tepinirken de öpün, karnesinde sıfırla geldiğinde ya da hiç hoşlanmadığınız o çocukla çıkmaya başladığında da sevin, ona neden korktuğunuzu, neden endişelendiğinizi söyleyin ama sizin seçeneklerinizi seçmek istemediğinde, tepetaklak burun üstü çakılacağını gördüğünüzde de yanında durun, canı acıdığında ona sarılan yine siz olun. Koşulsuz sevgi; onun kendi yanlış hedeflerini belirleme, kendi hata ve başarısızlıklarını deneyimleme anlamına gelse bile aşırı sevgiden her zaman daha iyidir çünkü çocuğa kendi yaşamını yaşama şansını verir. Dünya annesine duyduğu aşırı sevgi yüzünden onun yaşam hedeflerine ulaşmak için çabalayan ya da annesinden ayrılamadığı için bir aile bile kuramayan mutsuz "örnek evlatlar"la doludur. Bunlardan biri olmayın, sevdiğinizi özgür bırakın, bırakın koşsun, düşsün, yaralansın, kanatlarını açıp uçup gitsin. O döner dolaşır, size gelir, yine gider, döner dolaşır, hep gelir..

Paylaş:  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyete Sözler sayfamızı sizler için hazırladık.
Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, Aşk Sözleri, Dini Sözler, Özlü Sözler ve Ünlü Sözleri şeklinde derlenmiştir.
Bazı sözler de hatalarımız var ise affola ve sizlerde bu hataları görürseniz lütfen bilgi vermekten çekinmeyiniz.

Güzel Sözler Mesajlar

Makaleler

En Güzel Mesajlar

Aşk Sözleri