Şimdi okullu olduuuk :)



Altı üstü kreşe başladı ama evde doçentlik pozisyonu kazanmış gibi geriliyor! Bir süredir o da ben de hazırdık, Gece'nin de sık sık dediği gibi, çocuk hazır olunca her adım ne kolay atılıyor. Gerçekten de 2 yaş üstü çocukların gerek sosyalleşme istekleri, gerek anneden uzak bağımsız bir birey olduklarını kanıtlama istekleri, gerekse "azgınlıkları" nedeniyle annenin artık tükenme noktasına gelmiş olması (en başta da bu zaten) minikleri "okullu olma"ya hazır hale getiriyor. Öncesi gerçekten erkendi, anne kuzusuydu, kucaklaşma sarılma ihtiyacı maksimum düzeydeydi. Ama şimdi kendi yaşıtlarını arıyor, annenin dışında var olmaya çalışıyor, kendi kendini "challenge" etmeye, hayatına yeni basamaklar katmaya uğraşıyor. E, ben de bittim tükendim hakikaten. O nedenle tam zamanı.

Kreşe alışma süreci herkes için farklı. Her annenin güvenli alanları var ya, yani mesela birimiz "ohooo uyku işi çok kolay koyarsın öpersin pışpışlarsın uyur ne olacak" diyor, onun çocuğu horul horul uyuyor; bir diğeri için uyku "eğitim" olarak verilmesi gereken hayatın anneler için özel hazırladığı bir çile, onunki baykuş. Ben klinik psikoloji uzmanlığından önce 2 sene de gelişim psikolojisi uzmanlığı yapmış ve bir anaokulunda genel müdür olarak çalışmış olduğum için, 3 yaş üstü çocuklardan korkmuyorum mesela. Henüz bir senesi daha var anaokuluna ama kreşe başlaması da benim için güvenli konulardan biri, yüzdüğüm denizi az buçuk tanıyorum, rüzgarı nerden eser, dalga suratıma nerden çarpar biliyorum en azından..

Kreş seçiminde çok ince eleyip sık dokuyan blogger'lar var, haklılar da çünkü Türkiye'de ne yazık ki kreşler standart değil. Bazı kreşler resmen ilkokul düzeyinde eğitim verir ve özel üniversiteden fazla ücret alırken, bazıları "kreşimizde tv var ve çocuklarımız Peppa Pig'i hem de ingilizce izliyor" diye ağlanacak hallerine övünüyor. Benim için kreş seçimi çok zor olmadı çünkü buradaki kreşler üç aşağı beş yukarı aynı standartta. Açıkcası üzerinde durduğum iki konu vardı; ilki eve yakın olsun, ikincisi de yüzölçüm başına az çocuk ama çok bakıcı olsun. Şansımıza ilk baktığımız kreş bu iki seçeneği de sağladı ve Maya sevinçle ellerini çırpıp koşturup durunca, hemen orda o an karar verip kayıt ettirdik. Eminim daha güzelleri de vardır ama olduğu haliyle bu kreş benim için yeterli. Zaten 1 sene gidecek, 3 yaşından itibaren burada çocuklar anaokuluna yazılıyor ve anaokulları da gerek eğitim, gerek sosyalleşme süreci, gerek eğlence bazında çok seçenekli, çeşit çeşit, rengarenk. O zaman daha ince elerim belki, bilmiyorum.

Kreşimiz evimize bisikletle 10dk uzaklıkta, üç katlı, geniş bahçeli bir binada. 0-3 yaş arası çocuklara hizmet veriyor ve her grupta 8-9 çocuk olmak üzere toplam 4 grup ve 30 öğrencisi var. Her 4 çocuğa 1 öğretmen ve grup başına bir temizlik ve bakım yardımcısı düşüyor. Maya'nın grubunda 8 çocuk, 2 öğretmen ve 1 yardımcı var. Almanya'da anaokulu öncesindeki kreş sistemi çocukları yaşa, cinsiyete ya da kişisel özelliklere göre ayırmıyor. Bu durum 3 yaşında gideceği anaokulunda değişecek, orada çocuklar arasında en fazla 6 ay olması ve kız erkek eşitliği sağlanması gerekiyor; o nedenle mesela "36-40 ay arası 1 adet kız çocuk alınacaktır" gibi ilanlar veriliyor. Siz online sistemde 7-8 anaokulu seçip başvuruyorsunuz, onlar kriterlerine uyan çocuklar arasından seçim yapıyor, mesela anaokuluna yakın ikamet gibi kriterleri de var. Karışık işler yani. Ama kreş rahat.. Şansımıza Maya'nın grubundaki tüm çocuklar 20-34 ay arası şu an ve hani hasretle beklediğim "sonunda birsürü kız arkadaşı olacak kreşte" vardı ya, totomla güldüm ama 8 kişilik gruptaki iki kızdan biri bizim Maya, diğeri de İran'lı "Permin". Benim aksime Maya durumu hiç tuhaf bulmadı ve hemen Finn ve yarı İrlandalı Colin ile kaynaştı. Permin'e de nedense hiç yüz vermedi. Sanırım Maya dünya üzerindeki tüm ufak çocukların erkek olduğunu sanıyor :P

Kreşte bizim Türk kreşlerine ters olarak, eğitim verilmiyor. Hatta Maya etrafa hava atmak için renkleri saymaya, "bak 3 elma var orda" falan demeye başlayınca öğretmenlerinden biri "aaaa yaşından çok önce öğretmişsiniz, lütfen anaokulundan önce öğretmeyin, sonra eğitimden sıkılır, öğrenmek istemez" diye beni uyardı - ki aynı görüşte olduğum için ve öğretmediğim halde sağdan soldan duyduklarıyla kendi öğrendiği halde utandım.. Maya ne yazık ki bu tip konularda "hava atma" huyu geliştirdi, sanırım büyük çocuklara özeniyor..

Eğitim verilmiyor da ne yapılıyor derseniz; anne babaların iş saatlerine bağlı olarak, sabah 7.30'dan 8.30'a dek çocuklar toplanmış oluyor. Maya'yı ben 08.15'te getiriyorum. 9'a dek hepsi halıda oturup hoşgeldin, günaydın vs şarkıları söylüyorlar. Sonra 9-9.30 arası hepsinin yuvarlak masaya oturup, elele tutuşup afiyet olsun şarkısı söyledikten sonra kendi kendine çatal bıçakla yedikleri kahvaltı var (dün mesela üstüne otlu krem peynir sürülmüş tam tahıllı ekmek dilimleri, bugün sütlü ve meyveli musli vardı) sonra hep birlikte masadan kalkıldı ve tuvalete gidip dişler fırçalandı (yine kendileri fırçaladılar) oyun başlıyor ama öğretmenler yönetmiyor oyunu. Mesela Maya boyama yapmak istedi, ona kalemler ve kağıt verdiler, bir başkası legolarla oynadı, bir diğeri doktorculuk setini indirdi, iki oğlan boğuştu koşturdu. Öğretmenler hiç karışmıyor, bir defa bile "hayır", "düşeceksin dur" falan duymadım. Ortamda zaten tehlikeli alanlar yok, istedikleri gibi tırmanıyor, salak saçma coşuyorlar. Bir ara öğretmenler parmak boyası, simler, kuş tüyleri falan getirdi masaya koydu, ilgilenen çocuklarla parmak ve sünger baskısı yaptılar. Sabah aktiviteleri genellikle 5 duyuya yönelik ya da bedensel aktiviteler oluyormuş, mesela el işleri ya da leğenlere su, toprak, yaprak falan koyup çıplak ayak içine giriyorlarmış ya da yakındaki bir ormana, parka falan gidiyorlarmış, ya da aşağıya bahçeye ya da bodrumdaki kapalı spor salonuna iniyorlarmış. 11.30'a dek bu şekilde geçiyor sonra öğle yemeği geliyor, 12'de de uyuyan çocuklar için uyku saati. Uyumayanlarla sessiz aktivite (kitap okuma, boyama vs yine) saati. Ben Maya'yı 13.00'de alıyorum ama akşam programına devam eden çocuklar için yine benzer bedensel ya da bilişsel aktiviteler, serbest oyun falan var. Bazı çocuklar 19.00'a dek kalıyor kreşte (yazık di mi yaa, bence de..)

Ben 15 gün boyunca "alışma programı"na katılıyorum, bu hafta Maya öğle yemeğinden sonra, uyku saati öncesi eve dönüyor, o saate dek beraberiz. Haftaya ben 5dk'dan başlayıp her gün 5'er dk uzatarak "tuvalete gidiyor" olacağım. Sonraki hafta ise yine uzayan aralıklarla tuvalet yerine "işe gidiyor" olacağım. Tabii ki ben olduğum sürece Maya mutlu ama bana evde de çok yapışık bir çocuk olduğu için eminim ayrılık anksiyetesi yaşayacak. Ben pek korkmuyorum çünkü bu sağlıklı, normal bir süreç ve eminim yavaş yavaş üstesinden gelecek. Gelemezse de zorlamayı düşünmüyorum, bu sene olmazsa seneye yeniden deneriz. Şimdilik en iyi senaryoya odaklanalım ve Maya umarım kreşine çabucak alışır ve tek başına kalmayı sever diyelim.. Kreşe alışma sorunlarında anne babanın sakin ve kontrollü kalması, çocuğu konuşarak ve anlatarak rahatlatması, okulun kadrosundan mutlaka yardım alması ve çocuğun kreşe gitmesinin bizim işe gitmemiz gibi olmadığını, sonuçta zevkli, oyunlu bir ortamda olacağını unutmamasını öneririm. Er geç alışacak..

Benim için olumlu noktalar şunlar: Öğretmenler sakin, telaşsız, çocukların her birine özel ama genel anlamda "yavaş ebeveynlik" yanlısı. Eğitim öğretim yerine oyun ve neşeli zaman geçirme öncelikli bir anlayış hakim. Çocuk istemediği hiç bir şeye zorlanmıyor; kurallar çocuğun istemesine bağlı olarak esnetilebiliyor, hiç bir şey "olmak zorunda" değil, hiç bir davranışta "-meli -malı" ekleri yok. "Kurallar" yerine "genel biçim" var, çocuğun topluluğa uyması, grup psikolojisine girmesi anlamına geliyor. Bu güzel.

Gruptaki çocukların hiç biri, çoğunluk erkek çocuk olmasına rağmen gürültücü ve şiddet eğilimli değil. Hepsi sessiz sakin, güler yüzlü, birbirine sarılan uyumlu çocuklar. Bir artı da hepsi gürbüz! Nasıl iştahlılar ve nasıl yiyorlar anlatamam, Maya ve ben gözlerimiz faltaşı açık izledik. Öğretmeni "Maya hep çok mu az yer böyle?" diyince biraz üzüldüm ama dur bakalım, gün ola kervan döne..

Pencere ve kapıların devamlı açık olması (hava burada 15 derece şu an) biraz beni düşündürdü, Maya'yı da bolca hapşırtıp ikinci günden hasta etti. Böylece evet bir yeni rekora da imza atmış olduk sanırım. Kreşe başlayan çocuklar ilk sene çok hastalanıyor derler de okulun 2. gününde dakika bir gol bir.. Haydi bakalım.. Pencere olayını soruşturucam ama sanırım Almanların "temiz hava" alışkanlıkları ve "Kötü hava yoktur, kötü kıyafet vardır" laflarına uygun davranmak ve sıkı giydirmek en iyisi. Hoş çocukların hepsi kısa kolluydu bugün, bir Maya uzun kolluydu ama neyse..

Bir diğer sıkıntılı nokta saat 12'de gidilen öğle uykusu. Maya 2'den önce uyumuyor malum. Ya o grup psikolojisine uyacak ve herkese özenip şu yanda bir örneğini gördüğünüz sevimli kutu yer yataklarında (harika buluş değil mi, bunları sahne gibi biryerin altından çekip çıkarıyorlar, uyku saati geçince geri itiyorlar - umarım içinde çocuk kalmadan hehehe - hem yer tasarrufu hem de şirinlik abidesi) tam 12'de uyuyacak ve 13'de uyandığında ben gelip alacağım ve tüm öğle sonrası beraberce coşacağız. Ya da uyumayan çocuk olup bir saat kadar öğretmeniyle özel takılacak ve ben 13'de alıp eve götürüp uyutacağım. Bakalım nasıl olacak, ben de merak içinde bekliyorum.. Tabii ki hepsinden önce kreşte arkadaşları ve öğretmenleriyle tek başına kalmaya alışması gerekiyor ve bunun için de daha en az 2-3 hafta var gibi önümüzde..

Kısacası, umuyorum ki uzuuun bir yolun ilk adımını attık, umarım gerisi de başarı ve mutluluk dolu gelir. Kim bilir belki o da annesi ve babası gibi tam hayal ettiği, istediği mesleği zevkle yapıyor olur? İnşallah! Haydi bakalım minik akademik, yolun açık, başarılarla ve mutluluklarla dolu olsun. Mezuniyetlerini, sevdiğin mesleğe atıldığını görmek de anne babana nasib olsun ;)

Dipnot. Fotoları kendi sitelerinden aldım, fark ettiyseniz hiç çocuk yok çünkü burada çocukların fotoğrafını çekmek özel hayata müdahale olduğu için yasak. Ben de "ay çocukları kadraja almadan çekicem" desem de izin vermediler, çekemedim. Web sayfalarına da iki tane foto koymuşlar, yatakların fotosunu özel internetten aramam gerekti. Bizde olsa çarşaf çarşaf foto basarlar "buyumuz da var, şuyumuz da var" diye di mi? Enteresan memleket.

Paylaş:  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sosyete Sözler sayfamızı sizler için hazırladık.
Güzel Sözler, Anlamlı Sözler, Aşk Sözleri, Dini Sözler, Özlü Sözler ve Ünlü Sözleri şeklinde derlenmiştir.
Bazı sözler de hatalarımız var ise affola ve sizlerde bu hataları görürseniz lütfen bilgi vermekten çekinmeyiniz.

Güzel Sözler Mesajlar

Makaleler

En Güzel Mesajlar

Aşk Sözleri